Her insan, bir gün kendi hikâyesiyle yüzleşir.
Kimi bir kayıptan sonra, kimi bir sabah sebepsizce uyanmak istemediğinde, kimi de içini kemiren o sessiz soruyla: “Ben neden böyleyim?”
Psikoterapi, bu soruya kulak vermek isteyenlerle başlar.
Yargılamadan, düzeltmeden, hızlandırmadan… Sadece birlikte bakarak. Çünkü insan ancak kendine dürüstçe bakabildiğinde değişir.
Benim için psikoterapi, hazır çözümler değil; sahici karşılaşmalardır.
Birlikte acıya oturmayı, sessizlikle dost olmayı ve kendi içinden geçen yolları bulmayı içerir. Danışanlarımla her seansı bir kelimeye benzetirim. Bazısı soru olur, bazısı ünlem, bazısı üç nokta… Ama hepsi bir cümleye dönüşür:
“Kendimi ilk kez gerçekten duymaya başladım.”
Eğer bu satırları okurken içinden bir cümle geçiyorsa, belki de birlikte bakabileceğimiz bir şey vardır.