İç Eklektik Yaklaşım Psikoterapi Eğitimi

 

Bilgi yalnızca aktarıldığında değil, birlikte dönüştürüldüğünde anlam kazanır.

 

Benim için eğitim, sadece sunumlar ve slaytlar arasında dolaşan kuru bilgi değil; terapötik düşünmenin filizlendiği bir zemin. Katılımcıların sadece dinleyen değil, düşünen, sorgulayan ve kendi deneyiminden yola çıkarak anlam kuran öznelere dönüştüğü bir alan.

 

Eğitimlerde çoğu zaman şunu fark ederiz:

Konu ne olursa olsun, asıl mesele hep insanın kendisidir.

O yüzden bir savunma mekanizmasını anlatırken bir çocukluk anısını anımsarız, bir kuramdan söz ederken kendi masalımızla karşılaşırız.

 

Benimle çalışan uzmanlar, eğitimi bir “bilgi yüklemesi” olarak değil, bir “iç yolculuk” olarak deneyimler.

Çünkü psikanalitik düşünce, önce eğiticinin kendiyle karşılaşmasını, sonra karşısındakine dokunmasını gerektirir.

 

“Bu sadece bir kuram değil… Bu benim hikâyem olabilir.”

diyebildiğimiz yerde gerçek öğrenme başlar.

Ali Rıza Tunur

 

Ben bir klinik psikoloğum.

Ama bu cümle, hikâyemin tamamını anlatmıyor.

 

Yıllardır terapi odasında yüzlerce kişiyle aynı cümleyi duyduk:

“Ben böyle biri olmak istememiştim.”

Bu cümleyi ilk duyduğumda da çok şey hissetmiştim. Son duyduğumda da hâlâ çok şey hissediyorum. Çünkü o sesi tanıyorum.

 

Ben de o sesi taşıyanlardan biriyim.

 

Psikolojiyi yalnızca bir meslek değil, bir varoluş biçimi olarak görüyorum.

İnsanın kendi iç dünyasını anlamaya çalıştığı, bazen canı yakan, bazen utandıran ama her zaman dürüst kalmaya çalışan bir yolculuk bu.

Ben de bu yolculuğu önce kendim için, sonra başkalarına eşlik edebilmek için sürdürüyorum.

 

Yazıyorum.

Çünkü bazı yaralar kelimelerle kabuk bağlıyor.

Ve bazen bir satır, bir seansta susan cümleyi dışarı çağırıyor.

 

Instagram’da, kitaplarımda, eğitimlerimde ya da bir podcast kaydında hep aynı sorunun izindeyim:

“İnsan kendine nasıl yaklaşır?”

 

İnanıyorum:

Başka bir hayat mümkün.

Daha hakiki, daha sahici, daha sen gibi bir hayat.

 

Ve bazen o hayat, bir kelimeyle başlıyor.

Bazen bir suskunlukla.

Ama her zaman bir yüzleşmeyle.

Randevu al

Kendinizi keşfedecek bir yolculuğa çıkmak için bugün randevu alın.

Çalışma Alanlarım

Psikoterapi

Benim için psikoterapi, hazır çözümler değil; sahici karşılaşmalardır.

Birlikte acıya oturmayı, sessizlikle dost olmayı ve kendi içinden geçen yolları bulmayı içerir. Danışanlarımla her seansı bir kelimeye benzetirim. Bazısı soru olur, bazısı ünlem, bazısı üç nokta… Ama hepsi bir cümleye dönüşür:

“Kendimi ilk kez gerçekten duymaya başladım.”

 

Eğer bu satırları okurken içinden bir cümle geçiyorsa, belki de birlikte bakabileceğimiz bir şey vardır.

Süpervizyon

Benim süpervizyon yaklaşımım, analiz edilen bir seansın ötesinde bir birlikte düşünme alanıdır. Danışan-anlatısı üzerinden değil, terapist-varlığı üzerinden ilerler. Çünkü çoğu zaman ne söylediğimizden çok, nasıl durduğumuz belirler terapötik etkiyi.

Seansa neden böyle girdin?

Orada neden sustun?

O cümleyi duyamamanın nedeni neydi?

Süpervizyon, teknik doğruları değil, içgörüye açılan yolları önemser.

Ve çoğu zaman şu cümleyle sonlanır:

“Şimdi kendimi odada daha net duyabiliyorum.”

İç Eklektik Yaklaşım Psikoterapi Eğitimi

Bilgi yalnızca aktarıldığında değil, birlikte dönüştürüldüğünde anlam kazanır.

Benim için eğitim, sadece sunumlar ve slaytlar arasında dolaşan kuru bilgi değil; terapötik düşünmenin filizlendiği bir zemin. Katılımcıların sadece dinleyen değil, düşünen, sorgulayan ve kendi deneyiminden yola çıkarak anlam kuran öznelere dönüştüğü bir alan.

Eğitimlerde çoğu zaman şunu fark ederiz:

Konu ne olursa olsun, asıl mesele hep insanın kendisidir.

O yüzden bir savunma mekanizmasını anlatırken bir çocukluk anısını anımsarız, bir kuramdan söz ederken kendi masalımızla karşılaşırız.

Benimle çalışan uzmanlar, eğitimi bir “bilgi yüklemesi” olarak değil, bir “iç yolculuk” olarak deneyimler.

Tüm merak ettikleriniz için bize aşağıdaki formu doldurarak ulaşabilirsiniz.