Çalışma Alanlarım
Psikoterapi
Benim için psikoterapi, hazır çözümler değil; sahici karşılaşmalardır.
Birlikte acıya oturmayı, sessizlikle dost olmayı ve kendi içinden geçen yolları bulmayı içerir. Danışanlarımla her seansı bir kelimeye benzetirim. Bazısı soru olur, bazısı ünlem, bazısı üç nokta… Ama hepsi bir cümleye dönüşür:
“Kendimi ilk kez gerçekten duymaya başladım.”
Eğer bu satırları okurken içinden bir cümle geçiyorsa, belki de birlikte bakabileceğimiz bir şey vardır.
Süpervizyon
Benim süpervizyon yaklaşımım, analiz edilen bir seansın ötesinde bir birlikte düşünme alanıdır. Danışan-anlatısı üzerinden değil, terapist-varlığı üzerinden ilerler. Çünkü çoğu zaman ne söylediğimizden çok, nasıl durduğumuz belirler terapötik etkiyi.
Seansa neden böyle girdin?
Orada neden sustun?
O cümleyi duyamamanın nedeni neydi?
Süpervizyon, teknik doğruları değil, içgörüye açılan yolları önemser.
Ve çoğu zaman şu cümleyle sonlanır:
“Şimdi kendimi odada daha net duyabiliyorum.”
İç Eklektik Yaklaşım Psikoterapi Eğitimi
Bilgi yalnızca aktarıldığında değil, birlikte dönüştürüldüğünde anlam kazanır.
Benim için eğitim, sadece sunumlar ve slaytlar arasında dolaşan kuru bilgi değil; terapötik düşünmenin filizlendiği bir zemin. Katılımcıların sadece dinleyen değil, düşünen, sorgulayan ve kendi deneyiminden yola çıkarak anlam kuran öznelere dönüştüğü bir alan.
Eğitimlerde çoğu zaman şunu fark ederiz:
Konu ne olursa olsun, asıl mesele hep insanın kendisidir.
O yüzden bir savunma mekanizmasını anlatırken bir çocukluk anısını anımsarız, bir kuramdan söz ederken kendi masalımızla karşılaşırız.
Benimle çalışan uzmanlar, eğitimi bir “bilgi yüklemesi” olarak değil, bir “iç yolculuk” olarak deneyimler.